Reklam Verebilirsiniz

Dünyalık Sevmelerimiz Bizim


Bu makale 2016-04-08 06:24:17 eklenmiş ve 154 kez görüntülenmiştir.
Nuray Alper

Bazen, bir yazıya nasıl başlaması gerektiğini bilmez insan. Kelimeler ısrarlı, tahammülsüz bir ahenkle yumruklar gönül dergâhını. Başlayamaz. Yeni bir iddiayla sınanmaktan korkar belki; “ne çok ses var, ne çok söz var; hâli mecalsiz bırakan ne çok tümcemiz var bizim, sıraya giriyorlar…”

Bir süredir sadece konuştuğumuzu ve yazdığımızı fark ediyorum; yaşantımıza sirayet etmeden kaleme alınan ve kağıtta kalan eğreti dokunuşlarla oyalıyoruz içimizi… Dışarımızdaki dünyaya kocaman sevgi sözcükleri savuruyoruz, yüreğe dokunamamış samimiyetler; hiç biri bizim değil.

Aksi olsaydı Suriyeli bir çocuğun küçücük bedenini suyun hırçın kolları kucaklayınca, sevmezdik çocukları. Onlara ölünce yanmazdık. Bir türküyü, bir şarkıyı, bir şiiri en çok sahibi göçtükten sonra yaşatmazdık. Hain kurşunuyla toprağa düşen, kanını insanına hürriyet, ötelere şehadet şerbeti diye armağan eden vuslat yolcularını, onların ötelere intikal etmesinden sonra anlamazdık, anmazdık. Bir gönlün sadakasını vefa diye, bir tebessümle, bir selam, bir dua ile insanlığa sunardık…

Gözümüzün önünde duranı, kulağımızın insafına uzatılanı, kalbimizin vefasına bırakılanı ancak vakitsiz gidişinin ardından hasretle kucaklamazdık!

Şu kocaman nutuklar bizim olsaydı, bizden olsaydı gerçekten, böylesine geç kalmazdık.

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.” buyuruyor rehberimiz, önderimiz, biricik peygamberimiz.

Layıkıyla tefekkür edince yürek yakan kâinat şifresi… Sevebildik mi?

Ana rahmine düştüğü andan itibaren en şedit ayrılıklarla sınanan ve ömrü boyunca hüznün her çeşidine duçar kılınan bir Peygamberin ümmeti olarak acıya, o sabrın zerresiyle, sevince de o şükrün zerresiyle mukabele edebildik mi?

Çatışmalar, çelişkiler, ayrılıklar girdi aramıza… Çoğalırken azaldık. Cümle vârımızı görsel bir şölene armağan ederken hayatımıza yön veren detayları atladık. Hani şekle bakmayacağını söyleyerek Mevla'nın teselli buluyorduk, şekle ne çok takıldık! Kalıp uğruna ne çok ihmal ettik kalp diyarını! Eğilip içine baksak, O'nu bulacaktık. Sayıyla övünen bir neslin manadan bitap düşüşü bu… Manadan bitap düştükçe her alanda azalacağını göremeyişi… Sevgi yoksulu bir yorgunlukla ilerleyişi ayaklarımızın…

Allah şahit… Suya dokununca dinen ağrılar gibi, küçülüyor acılar “Adı” dile düşünce… Uğruna kavgasını verdiğimiz ne varsa küçülüyor. Bir bahar dalıyla çiziliyor gönle çile;
“gidenler, şenlikli bir hüzünle çekip gidenler…

Uzaklar, uzak değil aslında, içimizden uzak olmayınca…

Selam ile…

Nuray Alper

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları

Güncel Gazete Oku

En çok okunanlar

Hava Durumu
Namaz Vakitleri

Nöbetçi Eczaneler

E-Mail Bülten Kaydı
GHaber İnternet Gazetesi. Sitemizde Yayınlanan Haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Köşe Yazılarının Sorumluluğu Yazarlarına Aittir.