Reklam Verebilirsiniz

Mevla Bezdin Ne İstiyor?


Bu makale 2016-03-29 03:08:28 eklenmiş ve 262 kez görüntülenmiştir.
Nuray Alper

Bahar geldi. Olanca görkem ve güzelliğiyle, sıra dışı zarafetiyle geldi. İhtiyarlık, hastalık gibi muayyen sebepler şöyle dursun, kim bilir, hayatının baharında kaç kişi, hain saldırıların gölgesinde kaldı da, baharın kalbine ulaşamadan sevdiklerine veda etti.

Kul aklımızla adını “ayrılık” koyduğumuz ölümü vâr edeni ve bizi ötelerden dünya denen imtihan yurduna göndereni düşündüğümüzde, hüzün yüklü bir tebessüme dönüşüveriyor her şey… İnatçı bir ısrarla bağlandıklarımız, bir nokta mesabesinde kalıyor öteler düşünüldüğünde… Ama işte kuluz! Ve Yaratan ve yaratırken göğsümüze o lirik acıyı koyan ve bizi o acıyla yaşatan, o acıyla sınayan, sınırlı bir kavrayış mekanizması ile donatmış benliğimizi… Ruh acı çekince, usulca çıkıp gidiyor kapımızdan şuur. Aşkı bilincini aşanın, taşkınlık aşamasına geldiğinde meczuplaşması ondan…

Mavinin, yeşilin, morun her tonunu üzerinde taşıyan ve “cennet gölgesi” olarak adlandırılan dünya, yaratılmışlar arasında insanın, acıtma iştiyakına cevap verebildiği ölçüde acı. Dünyadan ziyade kötülükten beslenen insanlar acı. Tuhaf olansa kötülüğün de kendini “mağduriyet” statüsünde değerlendirmesi ve dünyada hakkını araması! Kötülük de, ona sarılanlar tarafından sebeplere dayandırılan bir “haklı”.

Ey konuşanlar, haykıranlar, söylemleri eylemini aşanlar!

Ey cümle çirkinlikten bizar olanlar, her ölümle kalbi yerinden sökülenler, hüznü lisanına dökülenler!

Ey kalemim, kalbim, kelimem, her defasında beni, benimle sınayan iddiam ey!

Hepiniz bunca iyisiniz madem; savaşını verdiğiniz Hak ve hakikatten nasip almışsınız hepiniz, topukları arzı inletirken başı arşa değen kötülüklerin yükü insanlığa nasıl pay edilecek? İyilik de üstlenmezse kötülüğü, omuzlarını silkerek gel geç naralarla eğreti bir ses bırakmakla yetinirse boşluğa, eğri nasıl düzelecek?

Sadece kınamakla kurtulabileceğimizi mi zannettik üzerimizdeki vebal yükünden? Oysa bizler –aramızdaki vatan hainleri, Batı müptelaları istisna- birbirimizin rengi ve tercihiyle uğraşmaktan öfkemizi, küfre ve zulmete layıkıyla yönlendirmeyi bile beceremedik… Başaramadık bir hüznün etrafında halka oluşturmayı…

“Biraz dursak” diyorum, kavgaya mola versek, biraz sussak… Sabrımızı, bir başkası değil de önce kendimiz üzerinden teste tabi tutsak… Birbirimizi acıtmak için harcadığımız enerjinin bir kısmını kendi acımızı duymak için kullansak… Mütemadiyen kapımızı çalan ağrıtma iştiyakını bir kere de eli boş yollasak…

Bizi İslâm ile şereflendiren, Muhammet ümmetliğine lâyık gören Allah, bizden ne talep ediyor? O'nun Müslümanlıktan fersah fersah uzaklaşan ülkeler üzerinden verdiği insanlık mesajını layıkıyla okuyabiliyor muyuz? İçinde bulunduğumuz şartlar içinde en iyisini yapıyor muyuz? En iyi anne, en iyi baba, en iyi öğretmen, en iyi dost, kardeş, alıcı-verici olabiliyor muyuz da bir başkasını kınama hakkını kendimizde buluyoruz?

Birilerimiz gelinen noktanın sadece “Batı oyunu” ifadesiyle izah edilemeyeceğini itiraf etsin artık. Zaaflarımızı kabullensin. Dudaklarından “koltuk” lafzını eksiltmeyen birileri, yönetici statüsündekilerin bizim hâlimizle şekillenen, bizim dualarımız doğrultusunda ilerleyen, bizim davranışlarımızla ifade bulan bir ayna olduğunu ikrar etsin. Birilerimiz körü körüne savunulan her şeyin Mevla rızasına uygun olmasına dikkat etsin.

İlahi!

Devletimize, yöneticilerimize; asker ve polisimize İslâm coğrafyasının son kalesi olan ülkemizi küfre ve küffara karşı koruyacak kudret ver.

Ufkumuzu nurlandır, ferasetimizi artır, basiretimizi ziyadeleştir; bizi bizden ayırma, bir vücudun azalarından mürekkep olduğumuzu ikrarla bizi bize buldur.

Selam ile…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları

Güncel Gazete Oku

En çok okunanlar

Hava Durumu
Namaz Vakitleri

Nöbetçi Eczaneler

E-Mail Bülten Kaydı
GHaber İnternet Gazetesi. Sitemizde Yayınlanan Haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Köşe Yazılarının Sorumluluğu Yazarlarına Aittir.