Reklam Verebilirsiniz

Çocuk istismarı Önlenebilir mi?


Bu makale 2016-03-29 03:00:06 eklenmiş ve 126 kez görüntülenmiştir.
Sabiha Doğan

Dünyada çocuk istismarı ile ilgili gerçek vaka sayısının tam olarak bilinmesi mümkün değil. İstismarların bildirilmemesi, gizli kalması, bilinç eksikliği, tanı konulmasındaki zorluklar, suçlanan kişinin inkârı gibi hususlar konuyla ilgili sağlıklı değerlendirme yapılmasını engelleyene sebeplerden…

Birey ve devletin konuyla ilgili girişimlerinin ne derece yeterli olduğu tartışılabilir. Yalnız, çocuk istismarının sadece bizim değil dünyanın en kurumsallaşmış devletlerinde bile engellenemeyen sorunlardan biri olduğunu da hatırdan çıkarmamamız gerekir.

Cinsel istismarlarına ilişkin net oran vermek mümkün olmadığı gibi büyük kısmının deşifre olmadığını bilmekteyiz. Konuyla ilgili tahminlere göre istismarların sadece %5-10'u ortaya çıkmakta, cinsel istismarların %90'ı ise çocuğun bir tanıdığı tarafından yapılmaktadır. Cinsel tacizin en fazla 3 ile 5 yaş arasında yaşanıyor olması çocuğun istismarın farkına varmasını engellediği gibi ortaya çıkmasını da önlemektedir.

Türkiye'de son yıllarda cinsel istismar konusunun daha fazla ortaya çıkıyor olmasını salt bu konudaki artışa bağlamak doğru olmaz. Toplumsal bilincin artması, olayların basına taşınması bu tür vakaları gündeme daha sık ve uzun süreli olarak taşımakta…

Konuyla ilgili araştırmaların artması cinsel istismarın boyutu ve geçmişiyle ilgili ipuçları veriyor olsa da tam ve gerçek tespitin rakamlara yansıdığını iddia etmek oldukça güç.

2012'deki bir araştırmaya göre Türkiye'de son on yılda istismara uğrayan çocuk sayısı 250 bin.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan Ankara Çocuk Koruma Birliği araştırmasına göre Ankara Tıp Fakültesi'ne 2005 yılında gelen vaka sayısı 17 iken 2010'da bu sayı 34'e çıkmış.

Son yıllarda ıslah evleri ve cezaevlerinin sübyan koğuşlarından adliyeye yansıyan tecavüz vakalarının sayısında da yükseliş var. Ayrıca yatılı pansiyonlu okullarda, çocuk yuvalarında personel, esnaf ve diğer çocukların cinsel istismarına maruz kalan çocuk haberlerindeki artış gözden kaçacak gibi değil.

Çocukların cinsel istismarıyla ilgili açılan dava sayısında ise tabiri caizse patlama var! 2006'da bu tür dava sayısı 2.414 iken 2011 yılında açılan dava sayısı 16.827'ye çıkmış. Verilere göre çocuk istismar davalarında %679 oranında bir artış var.

Her ne kadar bazı kaynaklara Türkiye'de her üç kız çocuğundan birinin ve her beş erkek çocuğundan birinin cinsel istismara maruz kaldığı, bu konuda dünyada üçüncü olduğumuzu iddia edenler olsa da rakam ve sıralamanın mantıklı olduğunu düşünmüyorum açıkçası.

Her fırsatta Türkiye'yi en kötü yerde konumlandırmaya çalışan Batı hayranı, kompleksli tiplerin de sıklıkla bu yola başvurduklarını görmekteyiz. Batıda bu yönde ortaya çıkan olayları görmezden gelerek bizdeki olaylarda hassasiyetin felsefesini icra eden çok sayıda vatandaşımız var!

Batıdaki çocuk istismarına ilişkin basına düşen vakalar aslında esas çökmenin orada yaşandığına işaret etmekte. Sözgelimi, Vatikan'ın 2004'ten bu yana 848 papazın çocuk istismarı nedeniyle meslekten men edildiğini, 2572 papazın da aynı suçtan daha hafif cezalara çarptırıldığını biliyoruz. Bu yıllar arasında Vatikan'a giden şikâyet sayısı ise 3400 iken saklanan, üstü örtülen vaka sayısını tahmin etmek bile mümkün değil...

İlginç daha doğrusu korkunç olan bir detay ise Vatikan'ın, 2001'de pedofil papazları görevden almak yerine görev yerlerini değiştirdiğini, papazlara ömür boyu dua etme ve pişmanlık belirtileri gösterme cezasına çarptırdığının tespit edilmesi!

Sadece Vatikan'daki pedofil papazlar üzerinden gidersek bile Batıdaki çocuk istismarının ne korkunç oranlara varacağını tahmin etmek zor değil.

Öte yandan bizde de yatılı okullar, çocuk yuvalarındaki istismarların kurumların varlığına eş ortaya çıkmış vakalar olduğu herkes tarafından bilinmekte ve şiddetle takibi, caydırıcı cezalarla önlenmeye çalışılması gerekir.

Son söz olarak ‘konunun vahamet ve ciddiyetini anlayabilmek için sınıf öğretmenleri, çocuk yuvalarındaki personel, psikolog ve psikiyatrlarla kısa bir sohbet yapmanız yeterli' diyeyim de nerede olduğumuzu anlayıverin!

Twitter.com/sabihadogann

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları

Güncel Gazete Oku

En çok okunanlar

Hava Durumu
Namaz Vakitleri

Nöbetçi Eczaneler

E-Mail Bülten Kaydı
GHaber İnternet Gazetesi. Sitemizde Yayınlanan Haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Köşe Yazılarının Sorumluluğu Yazarlarına Aittir.