Reklam Verebilirsiniz

İyi Bir Adamın Söyledikleri...


Bu makale 2016-03-29 02:51:04 eklenmiş ve 239 kez görüntülenmiştir.
Hamza Mercanoğlu

Yaklaşık, dört yılı aşkın bir süredir ülkemizde yaşayan Suriyeli sığınmacıların hayat hikayeleriyle yakından ilgiliyim bugünlerde. Sebebine gelince, iki hafta önce çöpten yakacak arayan bir ailenin dramına şahit oldum.

Çöplerden yakacak toplayarak kış şartlarına ve soğuğa karşı bir mücadele türü geliştirmiş olmak için bir hayli üşümek gerekir herhalde! Gıdadan, giyeceğe varıncaya değin, hatta küçük bebeler için çocuk bezine kadar tonlarca ihtiyacı bulunan mültecilerin, 8-10 basamakla inilebilen bodrum katlarında, veya dükkandan çevrilmiş evlerde! Çok kısıtlı imkanlarla yaşamaya tutunma gayretlerini görmek, bu ülkede yaşayan bir aydın olarak, hayli mahcup etti beni...

Ahmet Selim Ener Gaziantep'li bir iş adamı ve hayırsever bir dostum. Suriyeli mültecilere yaptığı yardımlarla tanınır. Aslında, Suriyeli sığınmacıların olmadığı zamanlarda da bu tür yardım faaliyetlerinde sıkça bulunan bir isim. Bu meseleler üzerine, ikili sohbetimizde söyledikleri, beni hem duygulandırdı, hemde umutlandırdı.

“ Kızımın gözüne her baktığımda, savaşta babasını kaybeden Suriyeli çocuk gelir aklıma. Ailesinin tümünü kaybetmiş binlerce çocuğun yaşadıkları acılar gelir boğazıma düğümlenir. Bizler burada  rahat ve güven içinde yaşarken Suriye ve benzeri savaş bölgelerinde yaşayan çocuklar, anne ve babalar ne korkular içerisinde hayatlarını sürdürüyorlar. Bir insan olarak bu acılara karşı kayıtsız kalmam mümkünmü?  Bununla beraber, bu güzel vatanı bölmek isteyenlere karşı uyanık olmamız gerekir. Ülkelerinden kaçıp gelen Suriyeli mülteciler bizim için iyi bir öğretmen olmalılar, birliğimizi ve beraberliğimizi muhafaza etmeli ve Suriyeyi bu hale getiren dış güçlerin oyunlarına gelmemeliyiz. Bilmeliyiz ki, bizim ülkemizide Suriye'ye benzetmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Devletimize ve milletimize sahip çıkmalıyız. Hükümetimize, askerimize ve polisimize destek olmalıyız”...

Bunları söylerken gözleri nemlendi Ahmet beyin. Başkalarının acısıyla acılanmak ben-i Adem olmaktır. İyi ile kötüyü ayıran şey burada gizlidir belki. Biz olabilmek endişesiyle etrafına “ Neler oluyor” Merakı ve hemen peşinden “ Ben varım” Diyebilmek, elbette kişinin gönül dünyasıyla alakalı bir eylemdir.

Günümüz dünyasında “ Hayal gücü ve heveslerinin” peşinden bir “ Tazı” misali koşan insanlık, “ Gönül gücünün” ya farkında değil, veya hırsına yenik düşmektedir. Bununla beraber, Dünya hayatının geçiciliğine inanarak, “ Habil” olma idealinde olan müşahhas örneklerinde olması, insanlık adına umit veren kareler ortaya çıkartmaktadır.

Kapitalist Dünya düzeninin yeryüzünde cirit attığı, “ Tükettiğin kadar varsın” algısının saf beyinleri idlal ettiği bir zaman diliminde, insanlığın yeniden inşası ve iyiliğin bekası için “ Ömerlere” ihtiyaç olduğu kadar, malının tamamını Hak yolunda infak ederek, çocuklarına ne bıraktın ya Ebubekir? Diye sorulduğunda “ Onlara Allah ve Resulünü ve onun Kitabını bıraktım ya Resulallah” Diyecek “ Ebubekirlere de” ihtiyaç bulunmaktadır.

Müdahele etmediğiniz bir kötülükten şikayet etme hakkınız bulunmadığı gibi, seyirci kaldığınız bir iyiliğe sevinmek sizi “ İyi biri yapmaz” Hayat filminin, herhangi bir günün, herhangi bir anında biteceği gerçeği, kaderimizin en büyük hakikati iken, çevremizde yaşanan her şey bizi ilgilendirmek zorundadır. Hiçbir şeyin tesatüf olmadığına iman eden bir dinin müntesipleri olmaklığımız, bizi tüm insanlığa, olaylara  ve hatta tüm eşyaya karşı mesul kılmaktadır.

Biz, bizimle, onlarla, şunlarla ve bunlarla, yani herkes herşeyle ve herkes, herkesle imtihan edilmekteyken, boşvermiş bir tavırla “ Bana ne” Deme lüksüne sahipmiyiz? İnsani gerçekler dahi bizleri bir birimize yardım etmeye mahkum eder. Öyle ki, toplumsal adalet, barış ve güvenlik ihtiyaçlarımızın temini, sokaklarda aç bi ilaç insanların olmamasıyla alakalıdır. Zira yöresel bir deyişimiz şöyle söyler “ Kötülük yokluktan gelir”

Yokluk içinde yaşayanların kötü olduğu anlamı çıkmamalı bundan ancak, yokluk ve fakru zaruretlerin insanlara kötülük bile yaptırabileceği konusunda bir uyarı niteliğindedir bu söz. Hülasa, ülkemizde Ahmet Selim Ener gibi bir çok iş adamı ve varlıklı insanlarımızın, sırf Allah rızasını gözeterek fakir fukaranın ihtiyaçlarına icabet etmeleri, ülkemizin bekası ve çocuklarımızın istikbali açısından çok önemli  ve umut vericidir. Öyle sanıyorum ki savaş, kan ve gözyaşına boğulmuş İslam coğrafyasının ateşini, merhametli yüreklerden akan gözyaşları söndürecektir. Selam olsun paylaşanlara...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları

Güncel Gazete Oku

En çok okunanlar

Hava Durumu
Namaz Vakitleri

Nöbetçi Eczaneler

E-Mail Bülten Kaydı
GHaber İnternet Gazetesi. Sitemizde Yayınlanan Haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Köşe Yazılarının Sorumluluğu Yazarlarına Aittir.