Reklam Verebilirsiniz

Bir Çare Var!


Bu makale 2016-03-29 02:48:23 eklenmiş ve 160 kez görüntülenmiştir.
Hamza Mercanoğlu

  • Ankara'da bir kez daha vurulduk ve canımız en acıtan yerinden dağlandı. Yavaş yavaş alıştırılıyormuyuz diye düşündüm. Öyle ya Suriyede aynı olmuştu. Önce keskin nişancılar teker, teker avladılar masumları ve ardından toplu katliamlar başladı. Halk alıştıkça daha çok öldürmeye başladılar, alıştıkça halk, daha ve çok dahasını...
  •  
  • Katiller hep aynıydı, taktik aynı ve kurbanların katlediliş biçimleri aynı. En önemlisi öldürülme sebepleride aynı. Suriye, Mısır, Filistin ve Türkiye'de menfur cinayetleri işleyenlerin isimleri ve sloganları farklı olsa da, bu cinayetleri işletenler aynı odaklardı.
  • Konunun bu kısmını atlamak istiyorum zira o kadar çok anlatıldı ki. Artık herkes, herkesi iyi tanıyor. Olayların beş “N” bir “K” sını bilmek için gezeteci olmaya gerek yok, kim terörist ya da kim kahraman, maktül kim ve katil nerede, gayet net ortada durmakta. Ve fakat tüm bu olanlara rağmen “ Körebe” oynamak isteyenlerin sayısıda bir hayli fazla.
  •  
  • Üstad Kadir Mısırlıoğlu'nu ilk kez 1995 yılında canlı bir sohbet proğramında dinlemiştim. Konu Osmanlı idi. Osmanlı'nın kuruluşundan, yıkılışına kadar yaşanan süreci anlattıktan sonra, sebep- Sonuç bağlamında muhteşem bir nihayetle kapatmıştı konferansını.
  • Kaderin üstünde bir kader vardır diyen şairin mısralarını yaşatmıştı anlatımı. Özetle şöyle diyordu üstad “ 1923'te cumhuriyet kurulmamış ve hilafet kaldırılmamış olsaydı eğer, zaten fiilen hükmünü yitirmiş olan hilafet dahada zayıflayacak ve Batı menşeili düşüncelerin etkisinde kalan topluluklar tarafından kara mizaha dönüştürülecekti. Mesela Avrupa güdümlü halkın ve Hristiyan Batının baskısıyla demokrasi ilan edilecek, batının kültürü ülkede yaygınlaşarak taban bulacak ve tüm kötü fiiller “ Hilafet” fetvasıyla vücut bulacaktı. Mesela, plaja bikiniyle girmek isteyen kadınlara dahi caizdir diyebilecek bir hilafet. Bu şekilde mana ve amacından kopartılan hilafet makamı İslam düşmanlarının elinde bir oyuncak haline gelecekti.
  •  
  • Oysa, Cenabı Allah zalimler eliyle hilafeti kaldırarak onun şahsı manevisini koruma altına aldı. Yani onu pak olarak saklamayı murad etti, ta ki zamanı geldiğinde yeniden insanlığı adaletle yönetsin diye” Aslında üstadın söyledikleri harfiyen böyle değildi belki, ancak aradan uzun yıllar geçmesine rağmen  benim aklımda kalan mana ve sözler bu meyanda idi.     
  • Günümüze gelindiğinde, ortadoğu ve diğer İslam ülkelerinde kan ve gözyaşından başka bir şey görünmüyor. Kirli savaşlar ve yoksulluğun dizboyu yaşandığı bölgemizin mevcut hali hiçte umut vaat etmemekle birlikte, tüm bunların ne zaman ve nasıl biteceği hususunda bir öngörüde bulunmakta adeta imkansız gibi.
  •  
  • İşte tam bu sırada, tıpkı Üstadın Osmanlı konusunuda yaptığı tespitlerden yola çıkmak gerekir diye düşünüyorum. Mısır'da Muhammed Mursi'ye yapılan darbe ve sonrasında yaşanan acı hadiseler. Binlerce masum insanın canavarca katledilişi, devamında tüm İhvan-ı Müsliminin terörist ilan edilerek neredeyse 60 yıllık mücadelenin bir anda tuz buz olması.
  •  
  • Suriye'de yüzbinlerce insanın katledilişi ve milyonlarca insanın aç bi ilaç evinden yurdundan olması, tüm bunlar bir tesadüfmidir? Ya da İsrail, ABD ve Rusya ve diğer Batılı ülkeler tüm bu yaşananları planlayıp, koordine edecek kadar güçlümüdür? Veya, İslam coğrafyasında yaşayan tüm Müslümanlar bu kadar zayıf, ezik veya akılsızmıdır?
  •  
  • Hayır, asla değildir! Bir tohumun ölümüne koca bir ağacı sığdıran Allah elbette tüm tuzak kurucuların oyununu bozacak kadar ve sonsuz kere daha kudretlidir ve müslümanların hamisidir. Mesele şu ki, herşeyi dünya gözüyle ve eşyanın tabiatında arayan biz müslümanlar gereğinden fazla “ Rasyonel”  hatta  “ Pragmatist” olduk. Gücümüzün çok üstünde yükler taşıyoruz ve ne yazıkki taşıdıklarımız mezarın beri tarafında kalacak cinsten. Endişelerimiz Allah'ın hoşlanmadığı ve üzerimizde görmekten hoşnut olmayacağı süsler gibi! Tıpkı kadınlarımızın ziynet tutkusu gibi! Onların altına olan düşkünlüğünden daha fazla dünyaya bağlılığımız. “ Tih” çölünde yolunu kaybeden yahudiler gibi, pusulamızı kaybettik ve yönümüzü bilmeden bir sağa, bir sola koşuşup duruyoruz.
  •  
  • İslam dünyasının içerisine düştüğü zavallı durum, içler acısı bir devamıda beraberinde getiriyor. Hira dağının çocukları savaşı çoktan kaybettiler. Bir çoğu yenilgiyi kabullenmiş ve ezik bir yaşamı sineye çekerek, tıpkı İsrailoğullarının, Firavun Mısırında yaşadığı dramayı sahnelemektedir.
  •  
  • Çözüm varmı? Evet, çözüm var! “ Müslümanlar ceketlerinin iç cebinde kaybettikleri kimliklerini yeniden bulmak zorundadırlar. Üzerimizdeki fazla yükleri atmalıyız bir an önce. Kaybettiğimiz her şeyi yeniden bulmalıyız, geçmişte kaybettiklerimiz bizim pusulamız ve yön bulucumuz olacaktır. Bizleri içerisine düştüğümüz “ Tih” Çölünden kurtaracak olan yagane çare budur aslında.
  • Şimdi başa dönelim ve tersinden okuyalım “ Yaşadıklarımız bize misilsiz acılar yaşattı. Canlarımızı, mallarımızı ve onurumuzu kaybettik. Ancak şuda varki, yüz yıldan bu yana Batının narkozuyla uyutulan müslüman halkların bu gaflet uykusundan uyanabilmesine vesile olacaksa bu acılar, işte o zaman bir anlam ve değer kazanacaktır.
  •  
  • yiliğin kazanması elzem ve zaruridir. Artık uyanma vakti gelmiştir, zira uykuda geçirdiğimiz her gün ödediğimiz ve ödeyeceğimiz bedel dahada artacaktır. Tıpkı doktorun hastaya verdiği ilaç gibi. İyileşmemekte inat eden hastaya, ilacın dozajı biraz daha artırılır, vücut tedaviye cevap vermediği müddetçe bu artarak devam eder ta ki hasta bünyesi tedaviye cevap verene kadar.
  • Umarım yaşadıklarımız bize yeni bir dünyanın müjdecisi olur ve yeniden kurulur dünya... İnsanların adaletinden emin olduğu bir düzen gelir dünyaya, işte o zaman bu acıları unutmak için önemli sebeplerimiz olacaktır... 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları

Güncel Gazete Oku

En çok okunanlar

Hava Durumu
Namaz Vakitleri

Nöbetçi Eczaneler

E-Mail Bülten Kaydı
GHaber İnternet Gazetesi. Sitemizde Yayınlanan Haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Köşe Yazılarının Sorumluluğu Yazarlarına Aittir.